Dünün fakir Rusya’sı, damdan düştü, bugün zengin oldu.
Son günlerde Rusya’nın ABD’ye kafa tutması her yerde konu oldu. Değişik yorumlar televizyonlarda, gazetelerde vs. yapılmaya devam ediyor. Şöyle bir göz gezdiriyorum kanallara ve de gazetelere…
İlginç; bir kaç tane dizel çene nerdeyse tıpkısının aynısı yorumlar yapmaya devam ediyor da ediyor. Dünün fakir Rusya’sı, damdan düştü, bugün zengin oldu, şimdi ABD’ye kafa tutuyor. İzliyorum acaba bu işin sırrını açıklayacaklar mı? Bekle… bekle… Bekle sonuç yok. İnsanın kafasına hemen iki soru takılıyor bu durumda. Yorumcular Rusya’nın nasıl kalkındığını mı bilmiyorlar, yoksa açıklamak mı işlerine gelmiyor?
Cevabını merak etmiyorum. Cevaplar ne olursa olsun gerçeğin gizlenmesi eylemini gerçekleştirmek öteye gitmeyecek. Bilmeyenler için ben de anlatayım. Rusya, damdan düşer gibi tekrar ayağa kalkmadı. Bu ayağa kalkış, bilimsel bir iktisadın hayata geçirilmesiyle gerçekleşti. İyi de hala anlamadık diyenler için; “Günlerdir konuşulan Rusya’nın ekonomik gücünün gelişmiş ülkeler standartlarının üzerine taşıyan bilimsel çalışma, Türk Oğlu Türk bir bilim adamına aittir.”
Çocukluk yıllarımda en çok üzüldüğüm haberler, ülkemizde yetişmiş, eğitimini tamamlamış ancak ülkemizde sahip çıkan olmadığı için başarıları başka ülkelerde dillendirilmiş bilim adamlarıyla ilgili olanlardı. Üzülürdüm neden sahip çıkılmıyor diye. Yıllar geçtikçe bu üzüntüyü benim gibi paylaşan insanların sayısının ne kadar çok olduğunu gördüm, çok sevindim, “demek ki bu vatanın evlatlarını sevenler, güçleri olsa sahip çıkacaklar varmış” diye. Son yıllarda bu eskilere dayanan üzüntü yeniden karamsarlığa yol açtı bende. Hem de ne karamsarlık. Vatanın yetiştirdiği bilim adamlarına sahip çıkalım diyenler gitmiş.
Milli Ekonomi Modeli (National Economy Model) kongrelerinin ilki İstanbul’da düzenlendikten sonra, ikincisi Bakü’de yapıldı. Bu kongrede dizel çenelerin bahsettiği, Rusya eski Devlet Başkanı Putin’in döneminde ekonomi danışmanlığı yapan Prof. Lisičkin Milli Ekonomi Modeli’nin iktisada getirmiş olduğu yeni anlayışlar karşısındaki hayranlığını gizleyememiş, bu modelin tüm dünya ülkeleri için bir kurtuluş yolu olduğunu, bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini belirtmişti. Nitekim kendisi de bunu yaptı. Modeli danışmanlığını yaptığı dönemin devlet başkanı Putin’e götürerek hayata geçirilmesi için geriye sayımı başlattı.
Sonuç: Putin ve Rusya, yıllardır aramış olduğu ekonomik gücü elinde bulundurma hayallerine kavuştu. Kafası önüne eğik gezen Rus vatandaşların kendilerine olan güvenleri yeniden geldi. Asgari ücret 2.000 dolar seviyelerine dayandı. Rusya ekonomik buhrandan çıkmayı başardı. Bu konuyla ilgili bir çok kişi yazılar yazdı. Bunlardan bir örnek de Akşam gazetesi yazarı Serdar Akinan’ın 6 Haziran 2008 tarihli yazısı. Bu yazıda da Rusya’nın ekonomik gücünden bahsediliyor. Ya biz!
Aydın(!) geçinen dizel çeneler hep bir ağızdan emme basma tulumba gibi aynı ahenkle, aynı şarkıları halkımıza anlatarak uyutmaya devam ediyor. Üstelik bu senaryo o kadar acı ki, dünya bir ilk gerçekleşti, ruhu duyan çok az kişi var. Kulaklar duyuyor, gözler görüyor görmesine de gerçeği görebilen çok az.
Bu şaheserin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli’ni ülkemizde uygulayabilmek için gece gündüz bir şeyler ifade etmeye halkımıza kurtuluşu göstermeye ısrarla devam ediyor.
Bilgisiyle değil de, cehaletiyle konuşan sözüm ona aydın geçinen dizel çenelere bir de ben çağrı yapıyorum. “Bu yaptığınızı, ne çocuklarınız, ne tarih ne de bu gerçeklere şahit olanlar asla unutmayacaktır. Güneşi balçıkla sıvamaya çalışan ilk aydın(!)lar sizler değilsiniz. Tarih sizin gibi onlarcasını gördü ve de sayfalarına simsiyah kötü kokulu kalemlerle yazdı. Bugün dünyanın süper güç dengesini dahi değiştiren bu iktisat şaheserinin bir an önce ülkemizde uygulanması gerekmektedir. Üstelik bizim avantajımız çok daha fazla. Bu eserin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş hem Türk Oğlu Türk, bizden biri, hem de bu eserin hayata geçirilmesi için tüm çalışmalarda görev almaya gönüllü bir vatanseverdir. Size düşen görev, ülkemizin hak ettiği yere gelebilmesi için gerçekleri söyleyerek, Türk bilim adamlarına sonuna kadar destek olmak olmalıdır.”











