<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakan ARIK Siyasetçi</title>
	<atom:link href="http://hakanarik.com/wp-404-handler.php/feed?404;http://hakanarik.com:80/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://hakanarik.com</link>
	<description>siyaset adamı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 May 2010 23:53:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İkiz Kuleler&#8217;in enkazından cami yükselecek</title>
		<link>http://hakanarik.com/ikiz-kulelerin-enkazindan-cami-yukselecek.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/ikiz-kulelerin-enkazindan-cami-yukselecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 May 2010 23:52:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[Hürriyet Gazetesinin haberlerinden birisi. Hem de yeni çıkmış fırından taze taze. Ancak haber kendilerine ait değil.  Wall Street Journal köşe yazarlarından Bret Stephens&#8217;ın 24 Mayıs 2010 tarihli yazısından alıntı aslında. Ama haber değeri verilmiş. Bence de haber değeri verilmeli. Ama köşe yazısını tercüme etmek haber sayılır mı bilemeyiz. Hürriyet işte.
Geçelim içeriğe. Dinimiz İslam ile müslümanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="/wp-content/themes/comfy/thumbs/ikiz-kuleler.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-75" style="margin: 6px;" title="ikiz-kuleler" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/ikiz-kuleler.jpg" alt="" width="240" height="173" /></a>Hürriyet Gazetesinin haberlerinden birisi. Hem de yeni çıkmış fırından taze taze. Ancak haber kendilerine ait değil.  Wall Street Journal köşe yazarlarından Bret Stephens&#8217;ın 24 Mayıs 2010 tarihli yazısından alıntı aslında. Ama haber değeri verilmiş. Bence de haber değeri verilmeli. Ama köşe yazısını tercüme etmek haber sayılır mı bilemeyiz. Hürriyet işte.</p>
<p>Geçelim içeriğe. Dinimiz İslam ile müslümanların arasını tıpkı kendi değiştirdikleri dinleri gibi açmak isteyen yahudi ve hristiyanların yanlarına kendilerini müslüman(!) olarak nitelendiren insanları da alarak oluşturmaya çalıştıktıkları &#8220;Diyalog&#8221;, &#8220;Medeniyetler Arası İttifak&#8221; ya da adı herneyse -herneyse diyorum çünkü her an yeni bir isim bulabilirler. Sık sık isim değiştirmeye bayılıyorlar- hizmetine bir hazırlık. Hem de hazırlığın baş mimarı Kuveytli bir imam. İşte o yazı şöyle başlıyor;</p>
<p><span style="color: #999999;"><em>ABD’de son günlerde 11 Eylül’de yıkılan ikiz kulelerinin yerine inşa edilmesi planlanan Müslüman kültür merkezini ve cami tartışılıyor. Bence bu proje mükemmel bir hoşgörü sınavı olacak.</em></span></p>
<p><em>ABD’de muhafazakarlar son günlerde Dünya Ticaret Merkezi’nin 11 Eylül’de yıkılan ikiz kulelerinin yerine (Ground Zero) inşa edilmesi planlanan Müslüman kültür merkezini ve camiyi tartışıyor. Ancak bir Manhattanlı olarak ben olaya daha farklı bakıyorum. Cordoba House olarak isimlendirilmesi ve 100 milyon dolara mal olması planlanan merkez,  mükemmel bir hoşgörü sınavı olabilir.</em></p>
<p><em>En azından projenin fikir babası, Kuveytli imam Faysal Abdül Rauf’un kafasındaki fikir bu yönde. Rauf geçtiğimiz günlerde Wall Street bölgesi yetkililerine yaptığı açıklamada “Biz bunu Müslüman toplumunun Amerikanlaşması için önemli bir adım olarak görüyoruz” dedi.</em><em></em></p>
<p><em>Proje, Times Meydanı’ndan bombalı saldırı girişiminden sadece birkaç gün sonra, oybirliğiyle kabul edildi. Rauf’un eşi ve Amerikan Müslümanların Gelişimi Vakfı’nın yöneticisi Daisy Han, “Burası sadece Müslümanların faaliyetleri için değil, aynı zamanda dinlerarası faaliyetler için bir mecra olacak” dedi. </em></p>
<p>Görüldüğü üzere proje, müslümalar için bir ibadethae değil, Dinlerarası diyalog safsatasına hizmet edecek bir fitne yuvası oluşturma projesidir. Üstelik bunu söyleyen kişi de kendini Amerikalı müslüman olarak adlandırıyor. Sayın Amerikalı Müslüman, herhalde Ali-İmran Süresindeki &#8220;İnneddine indallahil islam&#8221; ayetini henüz işitmemiş. Öyle ya bu ayeti işiten bir müslüman bırakın böyle bir cümle kurmayı, aklından bile geçirmeyi kendine ar sayar. Burada sorgulanması gereken müslümanların tavrı olması gerekirken, köşe yazarı konuyu başka bir mecraya çekiyor ve sanki bu konuda ilk önce Amerikalıların ikna edilmesi gerektiği gibi hava estirmeye çalışıyor. Kendisine bırak bu ayakları, zaten sizin istediğiniz bu demek geliyor içimden. İşte devamı;</p>
<p><span style="color: #999999;"><em>MUHALİFLER RAUF&#8217;A İNANMIYOR</em></span></p>
<p><em>Merkeze muhalefet edenler, Rauf’un ılımlı imajının sahte olduğunu düşünüyor. American Thinker isimli internet dergisinde yazan Madeleine Brooks, geçtiğimiz günlerde verdiği bir vaazda Rauf’un “11 Eylül’ün Müslümanların işi olduğunu reddettiğini” yazdı.</em></p>
<p><em>Pajamas Media isimli internet sitesinden Alyssa Lappen da, imamın ABD’den “dini grupların kendilerini, kendi yasalarına göre idare etmesine alan açmasını” istediğini ifade etti. Bu da tabii ki akıllara şeriat kuralarını getiriyor. Dahası vergi kayıtlarına göre 2008’deki varlığı 18 bin 255 dolar olan Cordoba Girişimi’nin 100 milyon doları nasıl toplayacağı da merak ediliyor.</em></p>
<p><em>Muhalifler ayrıca Ground Zero’da böyle bir merkez inşa edilmesinin 11 Eylül kurbanlarının anısına hakaret olduğuna inanıyor. Almanya son 60 yılı Nazi suçlarını affettirmek için harcadı. Ancak Auschwitz’de bir kültür merkezi inşa ederek ne kadar hoşgörülü bir toplum olduğunu göstermeye çalışmıyor. Japonya da aynı şekilde Pearl Harbor’un anısına bir Şinto tapınağını finanse etmeyi reddetti. Görünen o ki Cordoba House’a hevesle yeşil ışık yakan belediye kurulunun aklına Rauf’a 100 milyon doları Riyad, İslamabad ve Kuveyt’te dinlerarası faaliyetler için merkezler kurmayı tavsiye etmek gelmemiş.</em></p>
<p>Şaşırmamak elde değil. Dünyanın vampiri konumundaki ABD&#8217;li bir yazar öyle cümleler kuruyor ki, ABD&#8217;ye dokunan herkes suçlu, hep onlar haklıydı. Üstüne üstlük safsatanın müslüman ülkelerde de inşa edilecek merkezlerde yapılması gerektiğini söyleyecek kadar da cüretkar. Yazının devamında aşırmaya devam ediyorum;</p>
<p><span style="color: #999999;"><em>SORULMASI GEREKEN SORULAR</em></span></p>
<p><em>Ama yine de her şeye rağmen ben Rauf ve eşinin sözlerine inanmak gerektiğini düşünüyorum. Bizim gibi civarda yaşayanlar için bir güven inşası önlemi olarak, eğer çift inançlarıyla ilgili sorulara gönüllülükle cevap verirse işler daha da kolaylaşacaktır. İşte birkaç soru:</em></p>
<p><em>-11 Eylül saldırılarını kim düzenledi ve bu insanların dini neydi?</em></p>
<p><em>-İntihar saldırıları, ya da benzer şiddet içeren cihat hareketleri, Irak ve Afganistan’daki Amerikan askerleri üzerine düzenlenenler dahil herhangi bir durumda kabul edilebilir mi?</em></p>
<p><em>-İsrail’in bir Yahudi devleti olarak varlık hakkı var mıdır?</em></p>
<p><em>-ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Hamas ve Hizbullah’ı terörist gruplar olarak tanımlamasına katılıyor musunuz?</em></p>
<p><em>-Şeriat yasasının herhangi bir kısmına uyuyor musunuz?</em></p>
<p><em>-Merkezinizde Müslüman eşcinsel grupların katılımına açık olacak mısınız?</em></p>
<p><em>-Müslüman Kardeşlerin radikal bir grup olduğunu düşünüyor musunuz?</em></p>
<p><em>-Cordoba House’un programlarında ya da söylemlerinde yabancı ülkelerden gelen paraların etkisi olacak mı?</em></p>
<p>Dinimizde kabul edilmeyen eşcinselliği bile kabul ettirebilebilmenin, daha doğrusu müslümanların da kendileri gibi olmasını isteyen bir hayalperestin yazısı olduğu burada daha da net anlaşılıyordur. Hadi bu adam ne yazdığını bilemez çünkü bizim dinimize mensup değil. Bu tür saçma sapan fikirlerle Allah&#8217;ın emrettiği doğrular konusunda insiyatifi oladuğunu düşünen zavallı Kuveytli imama ne demeli. Tek bir cümle, &#8220;Bunlar İslam&#8217;da yoktur.&#8221; sen kime hizmet ediyorsun zavallı mahluk?</p>
<p>Okuyunca bir müslümanın yüreğini burkan bu yazı ve haber asıl sorusuyla bitiyor;</p>
<p><span style="color: #999999;"><em>VE ASIL SORU&#8230;</em></span></p>
<p><em>Son olarak, Rauf ve Khan’a sorulması gereken daha geniş kapsamlı bir soru var: Hoşgörü hakkında ne düşünüyorsunuz? Örneğin Hz. Muhammed karikatürleriyle ilgili tartışmada “ılımlı” Müslümanlar söz özgürlüğünün önemli olduğunu ama Müslüman toplumunun hassasiyetlerinin gözetilmesi gerektiğini söylüyor.</em></p>
<p><em>Ancak hoşgörü tek yönlü bir yol olamaz ve hassasiyetler de sadece Müslümanların tekelinde değil. Dolayısıyla 11 Eylül’de ailelerinden birilerini kaybedenler dev bir camiyle karşılaştıklarında hissettikleri hassasiyetler ne olacak?</em></p>
<p><em>İmamın ve eşinin merkezleri için çizmek istedikleri ilerlemeci, orta yolcu ve tamamen Amerikalı hevesi gördükten sonra bu soruları kamuoyunu rahatlatacak bir biçimde cevaplayacaklarına dair hiç şüphem yok. Ancak şehrin ileri gelenlerinin de bu soruları sormaktan utanmaması gerekiyor.</em></p>
<p>Peygamberimize dahi dil uzatacak kadar küstahlaşan bu haddini bilmez yazar, bu soruyu bir müslümana soruyor, o müslümanım diyen adamdan ses yok mu hala, ses yok mu hala Alemlere Rahmet Peygamberimizi Hz.Muhammed (s.a.v) efendimizin getirdiği bu yüce dine saldırılırken yapılırken, alengirli kelimelerle bir halt yediğini zanneden bu zavallılara söylenecek iki söz.</p>
<p>Maalesef ülkemizde de bir cemaatin başını çektiği bu gibi zavallılar, sadece dünya hayatlarını değil ahiret hayatlarını da tehlikeye atıyorlar.</p>
<p>Ey Türk Müslüman kardeşim,</p>
<p>Bu tür oyunların hepsi birer safsatadır. Sakın inanma! Rabbimizin din kelimesinden muradı İslam&#8217;dır. Gerisi inancımıza göre küfürdür. Onların oyunlarına alet olan ve kendini hocaefendi, imam gibi ünvanlarla tanıtanlara kesinlikle itimat etme! Unutma ki Din Allah&#8217;ındır. Onu koruyacak olan da ancak O&#8217;dur. Sen emredilenle yaşa ve asla küfür ehlinden olma.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/ikiz-kulelerin-enkazindan-cami-yukselecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haydar BAŞ Farkı</title>
		<link>http://hakanarik.com/haydar-bas-farki.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/haydar-bas-farki.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 May 2010 22:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[Yazının başlığı Yeniçağ Gazetesi Hasan Demir&#8217;e ait. Yazmış olduğu son köşe yazısında Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş&#8217;ın hali hazırdaki hükümette başbakanlık yapandan farklılıklarını anlatıyor.
Yazının detayına http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=13392 adresinden ulaşabilirsiniz.
Sözün fazlasına gerek yok. Prof.Dr.Haydar BAŞ Bey&#8217;in ufkuna, okyanus ötesi icazetli sembolik parti ve parti yöneticilerinin ulaşma gibi bir derdi de yok, hedefi de.
Böyle bir durumda Türk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="/wp-content/themes/comfy/thumbs/haydar-bas-farki.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-72" style="margin: 6px;" title="haydar-bas-farki" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/haydar-bas-farki.jpg" alt="" width="180" height="130" /></a>Yazının başlığı Yeniçağ Gazetesi Hasan Demir&#8217;e ait. Yazmış olduğu son köşe yazısında Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş&#8217;ın hali hazırdaki hükümette başbakanlık yapandan farklılıklarını anlatıyor.</p>
<p>Yazının detayına <a href="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=13392" target="_blank">http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=13392</a> adresinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Sözün fazlasına gerek yok. Prof.Dr.Haydar BAŞ Bey&#8217;in ufkuna, okyanus ötesi icazetli sembolik parti ve parti yöneticilerinin ulaşma gibi bir derdi de yok, hedefi de.</p>
<p>Böyle bir durumda Türk Milleti hak ettiği yere gelmek için, çağın bilgesi Prof.Dr.Haydar Baş&#8217;ın projelerine sımsıkı sarılması ve hatta sahip çıkması gerekmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/haydar-bas-farki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağımsız Türkiye Ehl-i Beyt nefesidir</title>
		<link>http://hakanarik.com/bagimsiz-turkiye-ehl-i-beyt-nefesidir.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/bagimsiz-turkiye-ehl-i-beyt-nefesidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 May 2010 00:10:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=67</guid>
		<description><![CDATA[Bağımsız Türkiye Partisi&#8217;nin 4. Olağan Büyük Kongresi’nde  coşku dolu bir konuşma yapan Prof. Dr. Haydar Baş, “Bağımsız Türkiye  harekâtı bir Ehl-i Beyt nefesidir. Bunu herkes böyle bilsin. Nasıl  Mevlana’nın neyinden Hakk’ın sesi geliyorsa bizden de o ses gelecek”  dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) 4. Olağan Büyük Kongresi başkent  Ankara’da görkemli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="/wp-content/themes/comfy/thumbs/btp-1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-68" style="margin: 6px;" title="btp-1" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/btp-1.jpg" alt="" width="180" height="130" /></a><strong><span style="color: #252525;">Bağımsız Türkiye Partisi&#8217;nin 4. Olağan Büyük Kongresi’nde  coşku dolu bir konuşma yapan Prof. Dr. Haydar Baş, “Bağımsız Türkiye  harekâtı bir Ehl-i Beyt nefesidir. Bunu herkes böyle bilsin. Nasıl  Mevlana’nın neyinden Hakk’ın sesi geliyorsa bizden de o ses gelecek”  dedi.</span></strong></p>
<p>Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) 4. Olağan Büyük Kongresi başkent  Ankara’da görkemli bir katılımla gerçekleştirildi. Tüm Türkiye’den BTP  delegeleri ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği Bağımsız Türkiye  Partisi’nin 4. Olağan Büyük Kongresi’ne görülmemiş bir coşku hâkimdi.  BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş salona gelmeden önce BTP’nin bazı  kurmayları birer konuşma yaptı. BTP kurmaylarının konuşmalarıyla salona  hâkim olan coşku Prof. Dr. Haydar Baş gelişiyle doruğa taşındı. Prof.  Dr. Haydar Baş’ın Türkiye’nin en önemli sorunlarına temas ettiği iki  saati aşkın konuşmasında salonda kesintisiz heyecan vardı. Prof. Dr.  Haydar Baş tüm delegelerin oylarını alarak yeniden Bağımsız Türkiye  Partisi Genel Başkanlığına seçildi. Büyük Kongre’de BTP’nin parti  programında bazı değişikliklere de gidildi. BTP parti programında  yapılan değişiklikler arasında 16 maddelik Ehl–i Beyt açılımı ve asgari  ücretin 3 bin liraya çıkarılması da vardı. BTP 4. Olağan Büyük  Kongresi’nde partililere hitap eden Prof. Dr. Haydar Baş geniş kapsamlı  bir değerlendirme yaptı ve “göreceksiniz iktidar olduğumuzun ilk ayında  hepinize 500 Türk lirası maaş vereceğim” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Açılım değil parçalanma</strong><br />
Büyük Kongre’deki  konuşmasında AKP hükümetinin açılım politikasını da değerlendiren Prof.  Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Etnik gruplara, etnik kimliklere hak  vermek istiyorlar. Peki, sen bir tanesine verdin ikincisi hani benim  hakkım demez mi? Üçüncüsü hani benim hakkım demez mi? 36 etnik grup hak  isteme savaşına girecek. O takdirde bunun adına açılım denmez,  parçalanma denir. Bu iktidarın yaptığı açılım adı altında Avrupa  Birliği’nin metoduyla Türkiye’yi parçalama seferberliğidir. Bağımsız  Türkiye harekâtı bir Ehl–i Beyt nefesidir. Bunu herkes böyle bilsin.  Nasıl Mevlana’nın neyinden Hakk’ın sesi geliyorsa bizden de o ses  gelmesi lazım. Var mısınız buna? Ayağa kalkamaya, dimdik olmaya var  mısınız? Dedelerim burada, babalarım burada, nenelerin burada, Arabım  burada, Kürtüm, Lazım burada, Alevim burada, Çerkezim burada, Boşnağım  burada, Türk milletim burada. Burası er meydanı Türkoğlu Türk’ün  meydanı.”</p>
<p><strong>Türkiye’ye karşı Haçlı seferberliği</strong><br />
BTP Genel  Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasında dinlerarası diyalog ve  medeniyetlere arası ittifak projeleri üzerine de son derece dikkat  çekici açıklamalar yaptı. Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Bu rüzgâr bu  topraklardan gelmedi. Bu rüzgâr çok ötelerden geldi. Onlar şunun  hesabını yaptılar. Biz bütün orduları bir araya getirdik, Türk  milletinin sırtını yere getiremedik.  O halde bunlarda biz öz var, onu  almalıyız ki bunların da bizden farkı olmasın, geriye sadece posaları  kalsın. İşte bu dinlerarası diyalog, medeniyetler arası diyalog  safsatası bundan sonra icat edildi. Bizim Müslüman olan kimliğimizi  Türklüğümüzü elimizden almak için başlatılan bir Haçlı seferberliğidir.  Haçlı bizi meydanlarda mağlup edemedi. Şimdi kültür yoluyla, siyaset ve  medeniyet yoluyla mağlup etmeye çalışıyor. Sandıkta kendi verdiğimiz  oylarla şimdi bunlara ders vermeye var mıyız Anadolulum? Ey yüce  milletim buna var mısın?”</p>
<p><strong>Muhalefet de talimatla iş yapıyor</strong><br />
Devletin ve  milletin sorunlarının çözümü konusunda tek adresin Bağımsız Türkiye  Partisi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş muhalefetin de tıpkı  iktidar gibi okyanus ötesinin talimatlarıyla hareket ettiğini söyledi.  BTP Lideri şöyle konuştu: “Türkiye’deki muhalefet de evlere şenlik.  Onlar da iktidar partisi gibi dışarıdan idare ediliyor. Bunların de  eline dışarıdan bir program veriliyor bu programa göre muhalefet  yapıyorlar. Hâlbuki iktidar partisinin karşısındaki muhalefet, “senin  tarım politikan şudur, yanlıştır. Ormancılık ve madencilik politikan  şudur yanlıştır” diye tek tek sayıp ortaya koyacak ve doğrusu nedir  anlatacak. Ama kendilerine ait bir tez olmadığı, bir görüş olmadığı için  böyle bir muhalefeti mecliste görmemiz mümkün olmuyor. Ne oluyor? Kavga  oluyor, dövüş oluyor. Şimdi Büyük Millet Meclisi’nde kavgaya son  vermeye var mısınız? Varız değil mi? Ne yapacağız o zaman? Çalışan  kadroyu, plan ve programı olan kadroyu oralara getireceğiz. Onlar da  sizin için gece gündüz, 24 saat çalışacak. Bağımsız Türkiye işte bu  partinin adıdır, bu kadroların adıdır.”</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu’nun  iki noksanı var…</strong><br />
Prof. Dr. Haydar Baş kongrede Kemal  Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığına seçilmesiyle ilgili olarak bazı  değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu’nu genel başkanlığa seçilmesi  dolayısıyla tebrik eden BTP Genel Başkanı konuşmasını şöyle sürdürdü:  “Onda iki şeyi noksan gördüm. Birincisi, oynana oyunların kim tarafından  oynandığının adresini göstermedi. İkincisi, açıkladığı projelerin  sahibi kimdir adresini söylemedi. Konuşmalarında sonuç tamam ama işlem  yanlış. Hangi işlemden sonra bu sonuca geldin diye adama sormazlar mı? E  kardeşim sen herkesi sigortalı yapacaksın. Ama nerden? Herkese maaş  vereceksin. Ama nerden? Maaşlarını artıracaksın. Ama nerden? Haydar  Hocanın dizinin dibinde biraz talebe olman lazım. Sonra sormazlar mı  adama sen siyasete yeni girmiyorsun. Kaç yıldan beri bu işin içindesin.  Bu kadar cevherlerin vardı da niye bugüne kadar sakladın bunları. O  zaman sen çok cimrisin, demezler mi? Ya onu derler veyahut da bunlar  sana ait değil, Haydar Baş’a ait derler.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/bagimsiz-turkiye-ehl-i-beyt-nefesidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemal Kılıçdaroğlu Yoksulun Sofrasına mı Göz Dikti?</title>
		<link>http://hakanarik.com/kemal-kilicdaroglu-yoksulun-sofrasina-mi-goz-dikti.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/kemal-kilicdaroglu-yoksulun-sofrasina-mi-goz-dikti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 May 2010 00:02:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkanlığına seçilen Kılıçdaroğlu, estirilen rüzgarlara ek olarak flash söylemler bulup CHP&#8217;nin oy potansiyelini yükseltme derdine düşmüş. Bir de &#8220;Yoksul&#8221;lar üzerinden yola çıkarak.
Şimdi biraz düşünelim. Yoksulun sofrasına oturmak. Ne anlar ki bir insan ya da genel başkan yoksulun sofrasından oturma kastından. Benim anladığım iktidar olacağım diyor, yoksullar var olmaya devam edecek, ben de gidip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="/wp-content/themes/comfy/thumbs/kilicdaroglu-1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-63" style="margin: 4px;" title="kilicdaroglu-1" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/kilicdaroglu-1.jpg" alt="" width="180" height="130" /></a>CHP Genel Başkanlığına seçilen Kılıçdaroğlu, estirilen rüzgarlara ek olarak flash söylemler bulup CHP&#8217;nin oy potansiyelini yükseltme derdine düşmüş. Bir de &#8220;Yoksul&#8221;lar üzerinden yola çıkarak.</p>
<p>Şimdi biraz düşünelim. Yoksulun sofrasına oturmak. Ne anlar ki bir insan ya da genel başkan yoksulun sofrasından oturma kastından. Benim anladığım iktidar olacağım diyor, yoksullar var olmaya devam edecek, ben de gidip sofrasına oturacağım. Zaten yiyecek pek fazla lokması yok ben de ona ortak olacağım.</p>
<p><strong>Tam bir kapitalist söylem</strong>. Ancak ne yapacağını daha doğrusu ne yapması gerektiği konusunda en ufak bir fikri olmayanın kullanacağı bir cümle.</p>
<p>Ne beklenebilir ki. Onu genel başkan koltuğuna oturtanlardan en fazla bu beklenirdi.</p>
<p>Oysaki, Prof.Dr.Haydar BAŞ Bağımsız Türkiye Partisi 4.Olağan Genel Kongresinde, &#8220;Bizim zamanımızda yoksulluk suç sayılacak&#8221; diyor. Yani Baba Devlet her bir üyesini doyurmak zorunda.</p>
<p><a href="/wp-content/themes/comfy/thumbs/haydar-bas-2.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-64" style="margin: 6px;" title="haydar-bas-2" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/haydar-bas-2.jpg" alt="" width="300" height="217" /></a>İşte fark. Şimdi farkı fark edelim.</p>
<p>Bir tarafta okyanus ötesinden icazet alarak, kaset skandalı akabinde ana muhalefet partisinin başına geçmiş, ekonomi hakkında en ufak bir fikri olmadan, solcu diye kendini nitelendirmesine rağmen kapitalizmi içine sindirmiş bir isim. Diğer tarafta iktisat litarütürüne geçen Milli Ekonomi Modeli &#8220;National Economy Model&#8221; adlı eseri yazmış, onlarca iktisat profesörünün iktisada bakışını değiştirmiş olan Prof.Dr.Haydar Baş.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, ekonomi adına ne yapması gerektiği konusunda en ufak bir fikre dahi sahip değilken,</p>
<p>Prof.Dr.Haydar Baş, ekonominin kitabını yazarak, kendini dünyaya ispatlamıştır.</p>
<p>İşte fark.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/kemal-kilicdaroglu-yoksulun-sofrasina-mi-goz-dikti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Borcu Artıyor</title>
		<link>http://hakanarik.com/turkiyenin-borcu-artiyor.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/turkiyenin-borcu-artiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 00:25:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=58</guid>
		<description><![CDATA[Genel Başkanımız Prof.Dr.Haydar Baş, Türkiye'nin borcunun artmasıyla ilgili yaptığı açıklamada krizin neden olduğu noktalara değindi. AKP Hükümetinin iş başına geldiği gün Türkiye’nin iç ve dış borcunun 220 milyar dolar olduğunu belirterek, “Devletin varlıkları satılmasına rağmen, bu borç şu an 600 milyar dolar. Borç yukarı çıktı” dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="/wp-content/themes/comfy/thumbs/ekonomi-2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-59" title="ekonomi-2" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/ekonomi-2.jpg" alt="" width="180" height="130" /></a>Genel Başkanımız Prof.Dr.Haydar Baş, Türkiye&#8217;nin borcunun artmasıyla ilgili yaptığı açıklamada krizin neden olduğu noktalara değindi. AKP Hükümetinin iş başına geldiği gün Türkiye’nin iç ve dış borcunun 220 milyar dolar olduğunu belirterek, “Devletin varlıkları satılmasına rağmen, bu borç şu an 600 milyar dolar. Borç yukarı çıktı” dedi.</p>
<p>Kapitalizmde hala ümit arayan hükümet, çırpındıkça borçlanmaya, borçlandıkça da kaynaklarımızı satmaya devam etmekte, kaynaklar ülkemizin ekonomisinde değil de satın alanların ülkelerinde değerlendirildiği için de krizin etkileri artarak devam etmektedir. Bu gidişatta inat edenler, her geçen gün halkımızın fakirleşmesine vesile olmaktadır. Tüketimi desteklemeyen bir anlayış olan Kapitalizm iflas bayrağını çoktan çekmiş olmasına rağmen onde bir medet arayan hükümetin icraatlarına şaşmamak elde değil.</p>
<p>Doktor hem de senin ülkenden çıkmışken, dış mihraklardan bir medet uman AKP hükümeti, Avrupa Birliği ülkelerin verdiği iflas sinyallerini de görmezden geliyor. Gerekçeleri ise &#8220;Global Kriz&#8221;. Eminim ki bu kelimeleri kullananlara sebebi nedir diye sorsanız, söyleyebilecekleri akla yatar bir-iki cümeleleri dahi yoktur. Öyleki, tek bildikleri tüm dünya bu durumda demekten başka bir şey değildir.</p>
<p>Kaybedecek vaktin kalmadığı şu günlerde çözümün adresi olan Milli Ekonomi Modeli derhal hayata geçirilerek, tüketim desteklenmelidir. Aksi takdirde, tüketen kesimin her geçen gün kan kaybetmesi sonucunda, üretiminde durma seviyesine gelmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Paralel olarak daralacak olan istihdam oranıyla birlikte işsizlik oranı ayyuka çıkmak için gerekli zemini hemen bulacaktır.</p>
<p>Milli Ekonomi Modeli&#8217;nin bir kaç unsurunu kullanarak bu buhranlı günlerden en az zararla çıkmaya çalışan ülkeleri tekrar sayma gereği duymuyorum. Halkımız bu ülkelerin varlığından ve de krize rağmen yaptıkları hamlelerden zaten haberdar.</p>
<p>Ancak haberdar olmayan, ya da olmak istemeyen  hükümet, bu inat uğruna hem kendilerinin hem de ülkemizin geleceğini tehlikeye attıklarınn ne farkında acaba?</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;"><strong><span style="color: #252525;">AKP Hükümetinin iş başına geldiği gün  Türkiye’nin iç ve dış borcunun 220 milyar dolar olduğunu belirterek,  “Devletin varlıkları satılmasına rağmen, bu borç şu an 600 milyar dolar.  Borç yukarı çıktı” dedi.</span></strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/turkiyenin-borcu-artiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Haydar Baş Ekoanaliz Programında</title>
		<link>http://hakanarik.com/prof-dr-haydar-bas-ekoanaliz-programinda.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/prof-dr-haydar-bas-ekoanaliz-programinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 May 2010 04:58:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[Her hafta cuma ve cumartesi günleri ülkemizin farklı illerinde yapılan ekoanaliz programı bu hafta cuma günü Kayseri&#8217;de yapıldı.
Memleketim Kayseri&#8217;de yapılan program City One Oteldeydi. Kalabalık salona sığmadı. Yüzlerce kişinin iştirak ettiği programda Prof.Dr.Haydar Baş halkın sorularını cevaplamaya devam etti.
Halkımızın bize karşı teveccühünün arttığını görmek ülkemizin geleceği açısından beni umutlandırıyor. Çünkü yola sıradan bir siyasi oluşum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="/wp-content/themes/comfy/thumbs/ekoanaliz-1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-52" title="ekoanaliz-1" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/ekoanaliz-1.jpg" alt="" width="220" height="172" /></a>Her hafta cuma ve cumartesi günleri ülkemizin farklı illerinde yapılan <a href="http://www.ekoanaliz.tv.tr">ekoanaliz</a> programı bu hafta cuma günü Kayseri&#8217;de yapıldı.</p>
<p>Memleketim Kayseri&#8217;de yapılan program City One Oteldeydi. Kalabalık salona sığmadı. Yüzlerce kişinin iştirak ettiği programda Prof.Dr.Haydar Baş halkın sorularını cevaplamaya devam etti.</p>
<p>Halkımızın bize karşı teveccühünün arttığını görmek ülkemizin geleceği açısından beni umutlandırıyor. Çünkü yola sıradan bir siyasi oluşum olarak çıkmadığımızı amacımızın ülkemiz üzerinde emelleri olanların kaynaklarımızı sömürmelerini engelleyip, bu kaynakları hızlı bir şekilde gerçek sahibi olan Türk Halkına vereceğimizi her platformda dile getirdik.</p>
<p>Prof.Dr.Haydar Baş Kayseri&#8217;deki programda bu konuya eğilerek, siyasete 60 yaşından sonra girilmez, bizim halkımız için Bağımsız Türkiye Partisi bayrağı altında toplandığımızı ifade etti.</p>
<p>Halkımızın bugüne kadar gelen siyasetçilerden ne kadar yorgun olduğunu biliyoruz. Vaatleri hiç bir bilimsel açıklamaya dayanmayan politikacılar, bugüne kadar halkımız dışında herkesi düşünür oldu.</p>
<p>İktidara gelen son hükümet AKP, bu hükümetler arasında, ülkemize en zor günleri geçirten hükümet olmaya devam ediyor. Rakamların büyülü aritmetik ortalamarıyla herşeyin iyi gittiğine(!) milletimizi inandırmaya çalışırken, diğer atarftan kaynaklarımızı yabancı dostlarına peşkeş çekmekten de geri kalmıyorlar. Sözün fazlasına bu konuda gerek yok. Milletimiz <strong>İş</strong>siz Milletimiz <strong>aş</strong>sız.</p>
<p>Meltem, Mesaj, Kadırga, Marmara gibi kanallardan canlı olarak yayınlanan ekoanaliz programını cuma ve cumartesi günleri saat 21:00&#8242;de izleyin mutlaka. Kafanızdaki sorulara çağın bilgesi Prof.Dr.Haydar Baş&#8217;ın geniş ufkuyla cevaplar bulacaksınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/prof-dr-haydar-bas-ekoanaliz-programinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alın-verin, ekonomiye can verin?</title>
		<link>http://hakanarik.com/alin-verin-ekonomiye-can-verin.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/alin-verin-ekonomiye-can-verin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 01:09:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde televizyonlarda bir reklam dizisi başladı. Ekonomi dünyasında tanınan birkaç sima çıkıyor ve tüketimi teşvik edici sözler sarf ediyorlar. Özellikle bu simaların kapitalist düzeni bu kadar çok savunmasına rağmen tüketimi desteklemeleri oldukça dikkat çekici bir durumdur. Çünkü kapitalizm asla tüketimin desteklenmemesi gerektiğini, üretimin desteklenmesi gerektiğini her arzın kendi talebini oluşturacağını savunur. Yeryüzünde var olan diğer iki model birisi olan sosyalizm de bu konuda kapitalizmle örtüşür. Tüketimi destekleyen tek ekonomik model ise Milli Ekonomi Modelidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-42" style="margin: 8px;" title="economi" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/economi.jpg" alt="economi" width="180" height="130" />Son günlerde televizyonlarda bir reklam dizisi başladı. Ekonomi dünyasında tanınan birkaç sima çıkıyor ve tüketimi teşvik edici sözler sarf ediyorlar. Özellikle bu simaların kapitalist düzeni bu kadar çok savunmasına rağmen tüketimi desteklemeleri oldukça dikkat çekici bir durumdur. Çünkü kapitalizm asla tüketimin desteklenmemesi gerektiğini, üretimin desteklenmesi gerektiğini her arzın kendi talebini oluşturacağını savunur. Yeryüzünde var olan diğer iki model birisi olan sosyalizm de bu konuda kapitalizmle örtüşür. Tüketimi destekleyen tek ekonomik model ise Milli Ekonomi Modelidir.<br />
Şimdi bu reklamı yapan ve bu reklamlarda oynayan ve bu reklamların gerçekliğine inanlara birkaç açıklama yapalım.<br />
Tüketimi desteklemeyen ekonomik sistemler batmaya mahkumdur. Nedeni, üretilen mal tüketim olmayınca fiyat düşüşü yaşar ve ardından işsizliği ve ekonomik daralmayı beraberinde getirir. <img class="alignright size-full wp-image-43" title="mem" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/mem.jpg" alt="mem" width="205" height="200" /></p>
<p>Kapitalist düşüncenin “her arz kendi talebini oluşturur” yargısı bu nedenle tamamen yanlış bir teşhistir. Dolayısıyla teşhis yanlış olunca tedavinin gerçekleşmesini beklemekte hayalcilik öte bir şey değildir. Peki, gerçek olan teşhis nedir?<br />
Gerçek tüketimin desteklemesidir. Öyle ki “tüketim desteklendiğinde her talep kendi arzını oluşturacaktır”. Misal vermek gerekirse, cebinde parası olan vatandaş, kendi ihtiyaçlarının ne olduğunu belirledikten sonra arayışa girer. Evinde evlendiği zamandan kalma olan beyaz eşyalarını değiştirmek isteyecektir. Bu istek yüzlerce insanda oluştuğunda girişimciler bu konuyu araştırma ve geliştirme bölümüyle paylaşıp ihtiyaçlara uygun beyaz eşya üretimi yapacaklardır. Bu tür bir ekonomik anlayışta üretilen mal kime satılacak endişesi yaşanmayacağı için istihdamı yükseltecek ve doğal olarak ekonomiye canlılık getirecektir.</p>
<p>O zaman düşünülmesi gereken bu tür tüketimlerin var olabilmesi için yapılması gerekenlerdir. Aslında düşünmeye de gerek yok ama konuya uzan olan okuyucularımızın konu hakkında bilgi sahibi olması için detaylı açıklayalım.</p>
<p><strong>Verelim-alın ekonomi canlansın!</strong></p>
<p>Sloganımız “alın-verin ekonomiye can verin” değil, “verelim-alın, ekonomi canlansın” şeklinde olmalıdır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-44" title="alisveris" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/alisveris.jpg" alt="alisveris" width="231" height="300" />Tüketici kesime devlet tarafından verilecek olan ve çeşitli adlar altında bir düzene kavuşturulacak olan tüketiciyi destekleme paketleri, ekonomiyi canlandıracaktır. Bu cümlenin ardından “nereden vereceksin?” sorularını duyar gibiyim. Biz de iddiamızı açıklayalım.</p>
<p>Bu güne iktisat pozitif bir bilim olarak deklare edilmesine rağmen hiçbir zaman, reel rakamlarla kendisini ifade edemedi. Bunun en büyük nedeni dünyada icraata konulan iki ekonomik sisteminde, matematiksel olarak bir tutarlıklık gösterememesinden kaynaklandı. Yani kağıt üzerindeki hesaplar hiçbir zaman gerçek hayatta hesaplanan rakamlara ulaşmadı. Çünkü işin teşhis, analiz ve yönetimi teslim edilen kaptanlar (kapitaliz ve sosyalizm) iktisadın 16 farklı ayağına gerekli cevapları vermediler. Bu denize açılan gemideki kaptanın rotasını nasıl takip etmesini bilmemesine benzer.<br />
Şimdi işin pozitif bilimle bağdaşacak şekilde sorulan sorulara, çizilen rotanın amacının ne olduğuna cevap veren gerçek bir ekonomik modeli inceleyelim. Milli Ekonomi Modeli.<br />
Milli Ekonomi Modeli’nde devletin görevlerinden birinin de tüketimi desteklemek olduğu vurgusunu görürsünüz. Tüketen kesim desteklendiğinde ekonomik canlanmanın önüne isteseniz de zaten geçemezsiniz. Peki nasıl desteklenecek?</p>
<p>Vatandaşlık maaşı adı altında vatandaşa maaş vererek.</p>
<p>Haydi, ne maaşı ne diyorsun, nerden bulunacak? İlk aklımıza gelen soru. Daha doğrusu kapitalistlerin ilk sorduğu soru. Öyle ki bir endişe ki onlar için anlatılmaz izlenir.</p>
<p>Evet vatandaşlık maaşı diyoruz. Bu olmalı hem de sizin zannettiğiniz gibi bu maaş verilince paranızın değeri de düşmez. Aksine artar. Şimdi matematiksel açıklamaya geçelim.</p>
<p>Her vatandaşa ortalama günümüz için 500 TL maaş verildiğini düşünelim. Ülke nüfusumuzun da 75 milyon olduğunu varsayalım. Aylık vatandaşlara ödenmesi gereken 37,5 Milyar TL’lik devletin para bulması gerekir. Bu da yılda 450 Milyar TL yapar. Rakamlara bakıldığında çok büyük meblağlar olduğunu göreceksiniz. Peki u kadar parayı darphane de basmak sorun değil, maliyeti taş çatlasın 5 Milyar TL olur. Peki sonu ne olur? İşte Halep işte arşın.<img class="alignleft size-full wp-image-45" title="para" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/para.jpg" alt="para" width="326" height="284" /></p>
<p>İlk ay içerisinde vatandaşa verilecek olan 37.5 Milyar TL piyasada 12 ay dolaşımda kalırken, her bir sonraki ayda verilen para yıl sonu hesabına göre birer ay eksik olarak piyasada kalacağından hesabımız aşağıdaki gibi olacaktır. Aşağıdaki hesapta paranın el değiştirme hızı yıllık 16 olarak hesaplanmıştır. Bu hız hali hazırda birçok ülkede 20-25 arası değişmektedir. Şimdi verdiğimiz paralar ilk yıl sonunda ne kadar el değiştirmiş, dolayısıyla ne kadar mal ve hizmet alımına vesile olmuş inceleyelim.</p>
<p>Ocak ayı içerinde verilen vatandaşlık maaşı yıl sonuna kadar 37.5 *16  =  600 Milyar TL’lik mal be hizmet satın alacaktır.</p>
<p>Her ay için el değiştirme hızımızı düşürsek dahi;<br />
Şubat ayı 37.5*15 = 562,5 Milyar TL.<br />
Mart Ayı 37.5*13 = 487,5 Milyar TL.<br />
Nisan Ayı 37.5*12 = 450 Milyar TL.<br />
Mayıs Ayı 37.5*11 = 412,5 Milyar TL.<br />
Haziran Ayı 37.5*9 = 337,5 Milyar TL.<br />
Temmuz Ayı 37.5*8 = 300 Milyar TL.<br />
Ağustos Ayı 37.5*7 = 262,5 Milyar TL.<br />
Eylül Ayı 37.5*5 = 187,5 Milyar TL.<br />
Ekim Ayı 37.5*4 = 150 Milyar TL.<br />
Kasım Ayı 37.5*3 = 112,5 Milyar TL.<br />
Aralık Ayı 37.5*1 = 37,5 Milyar TL.</p>
<p>Toplamda diğer yılın başlangıcında 3.900 Milyar TL’lik işlemler, yani mal ve hizmet satın alınmış olacaktır. Ne karşılığında bir yılda vatandaşa dağıtılan 450 Milyar TL. karşılığında. Yani devlet bir yıl için vatandaşlım maaşı altında 450 Milyar TL basacak, karşılığında 3.900 Milyar TL’lik bir Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)’ya sahip olacak. Peki ne demek bu, ne işimize yarar?</p>
<p>Bir devletin ekonomik gücü GSMH ile anlaşılır. Yani bir yıl içerisinde toplam da üretip piyasada tükettiği mal hizmetlerin toplamıyla GSMH hesaplanır ve o devletin ekonomik gücünü temsil eder. Yukarıda sadece vatandaşlık maaşı altında tüketimi desteklenmenin ülke ekonomisini ne kadar çabuk canlandıracağına bir örnek gösterdik. Çünkü hali hazırda ülkemizin 2008 GSMH miktarı sadece 750 Milyar Dolar. Yani 1.125 Milyar TL’dir.</p>
<p>Şimdi gelelim bu kadar çok büyüyen GSMH devlete ne kazandırır ne kaybettirir. 3.900 Milyar Tl’lik oluşan bir GSMH’dan dolayı devletin bu mal ve hizmetin karşılığı olarak para basma hakkı doğar. İktisatçılar bilirler bu hakka Senyoraj geliri denir. Bu hakkı dünyadaki hemen hemen her ülke kullanır.<br />
-  Mesala EURO bölgesinde (EURO&#8217;nun geçerli olduğu ülkeler, İngiltere buna dahil değil) 2004 yılı GSMH 7.601 milyar Euro, M1 rakamı ise 2.937 milyar Euro olmuştur; buna göre M1/ GSMH= %38&#8242;dir.<br />
- Çin&#8217;in 2004 yılı GSMH&#8217;sı 1.649 milyar dolar, M1 rakamı ise 1.150 trilyon dolar olmuştur; buna göre, M1/GSMH= %69.7&#8242; dir.<br />
Örnekleri çoğaltabiliriz. Sonuç itibariyle her devlet kendi emeğinin karşılığını korumak için senyoraj hakkını kullanmaktan geri kalmaz. Aslında bu hak %30 olması gerekmesine rağmen yukarıdaki rakamlarda da göreceğiniz ülkeler bu haklarını %38 &#8211; % 70 arası kullanmaktadırlar.<br />
Biz sadece bu hakkın %30’unu kullandığımız düşünelim. 3.900 *0,3 = 1.170 Milyar TL = 551 Milyar € = 780 Milyar $ olacaktır. Yani bir yıl dağıtılan 450 Milyar TL’lik vatandaşlık maaşı karşılığında devletimizin bir yıl sonra kazanacağı para basma hakkı 1.170 Milyar TL’dir. Böyle bir hesaba hangi aklıselim bir kafa hayır diyebilir ki. 450 ver 1.170 al. Bu devlet olmanın getirdiği bir haktır. Devlet bu hakkını vatandaşlarının refah seviyesini yükseltmek için kullanır. Çünkü devletin var oluş amacı, Halkının yaşam kalitesini artırmak ve güvenliğini sağlamaktır. Öyleyse bu hakkın kullanılması son derece doğaldır. Nitekim bu hakkını kullanmayan ülkeler, işsizlik, ekonomik daralma ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.<br />
Milli Ekonomi Modeli’nin sunmuş olduğu kaynaklardan sadece birisi olan senyoraj geliri dahi ekonominin canlanması için büyük bir adımdır. Kaldı ki Milli Ekonomi Modeli’nin tek kaynağı da bu değildir. Merak edenler <a title="Milli Ekonomi Modeli Kitap - Online Oku" href="http://www.haydarizm.com/milli-ekonomi-modeli/mem.html" target="_blank">Milli Ekonomi Modeli’ni buradan</a> okuyabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/alin-verin-ekonomiye-can-verin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKP Hükümetinin Ermeni Aşkı</title>
		<link>http://hakanarik.com/akp-hukumetinin-ermeni-aski.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/akp-hukumetinin-ermeni-aski.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 08:11:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Eskiden kapalı olmayı maharet sayanlar bu günlerde açıla açıla bir hal oldular. Bakalım bu açılmalar daha ne kadar açılacak. AKP bu seferde Ermeni açılımı diye ortaya çıktı konu ile ilgili Yeni Mesaj Gazetesi yazarlarından Sayın Mehmet Emin KOÇ Bey'in işte açılımı özetleyen yazısı:

AKP hükümetinin aşklarına bir yenisi daha eklendi. Daha doğrusu, Ermeni aşkı açığa çıktı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-36" style="margin: 8px;" title="ermeni-aski" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/ermeni-aski.jpg" alt="ermeni-aski" width="180" height="130" />Eskiden kapalı olmayı maharet sayanlar bu günlerde açıla açıla bir hal oldular. Bakalım bu açılmalar daha ne kadar açılacak. AKP bu seferde Ermeni açılımı diye ortaya çıktı konu ile ilgili Yeni Mesaj Gazetesi yazarlarından Sayın Mehmet Emin KOÇ Bey&#8217;in işte açılımı özetleyen yazısı:</p>
<p>AKP hükümetinin aşklarına bir yenisi daha eklendi. Daha doğrusu, Ermeni aşkı açığa çıktı.<br />
AB sevdası… Amerikan sevdası ve ortakçılığı… IMF aşkı… Vatikan ve dinler arası diyalog aşkı… Fener Patriği ve Bartholomeus aşkı… Derken Ermeni aşkı zuhur etti. AKP hükümeti, Ermenistan ile “kara sınırlarımızın açılmasını dahi öngören” esaslı bir protokol parafe etti! Kürt açılımı filan derken, hayret, bu ne sürpriz Ermeni aşkı ve açılımı?!<br />
AKP, bu “gizli sevdaları”nı baştan çok iyi kamufle etti. Ardından da mağduriyet postuna bürünerek aldı başını gidiyor. Artık kim tutar AKP’yi! AKP hükümeti, her türlü icraatlarını, artık “açığa vurmakta beis görmediği bu derin aşkları” uğruna gerçekleştiriyor.<br />
<img class="alignright size-full wp-image-37" title="rte" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/rte.jpg" alt="rte" width="200" height="235" />ABD Başkanı Barack Obama’nın TBMM konuşmasının ardından, Ankara hükümetinin kara sevdaları alevlendi; açılım furyaları başladı. Bu açılım furyasına sürpriz biçimde Ermeni açılımı eklendi.<br />
Sürpriz diyorum; Türkiye–Ermenistan arasındaki futbol karşılaşması ekseninde “Ermeni açılımı” kotarılırken, R. T. Erdoğan ve AKP hükümeti, Azerbaycan yönetimine Karabağ güvencesi vermişti. “Dağlık Karabağ’daki Ermeni işgali sona ermeden, Ermenistan’a sınırlarımızı açar mıyız; bu Türk–Azeri gardaşlığına sığar mı?! Sığmaz!” demişlerdi. AKP hükümeti sayesinde öyle sığıyor ki… Şimdi yeni bir gardaşlık, Ermeni açılım gardaşlığı, Ermeni aşkı başladı; Azerbaycan’a verilen sözler havaya uçtu! Sadece Türk milleti değil, Azerbaycan yönetimi de, AKP hususunda aklını başına devşirmelidir!<br />
Vaziyeti akl–ı selim ile tahlil edelim… Ermenistan yönetimi müspet bir adım mı attı? Hadi “Karabağ işgali”ni şimdilik koyalım bir tarafa; bizzat Türkiye’nin varlığını ve topraklarını ilgilendiren hususlarda Ermenistan kendisine çeki düzen mi verdi?! Yoook..<br />
23 Ağustos 1990 tarihinde ilan edilen Bağımsızlık bildirisi ve Ermenistan Anayasası’nın 11. maddesi, Doğu bölgemizdeki 6 vilayeti Batı Ermenistan olarak deklare ediyor; aynı maddede “soykırım yalanı ve iftirası”nı sergileniyor. Büyük Ermenistan ideali ilan ediliyor! 13. maddesi ise Ağrı Dağımızı, Ermenistan devletinin sembolü olarak belirliyor!<br />
Anayasal doktrin bu da, uygulama farklı mı?! Hayır… Ermenistan Parlamentosu, Şubat 1991’de Kars Anlaşması’yla belirlenmiş Türk–Ermeni sınırını tanımadığını açıklıyor. 1921 tarihli Kars ve 1920 tarihli Gümrü antlaşmalarının yürürlükte olmadığı iddiasını halen savunuyor.</p>
<p>Ermenistan, topraklarımızda hak iddia diyor!</p>
<p>Anayasal hükümler bunlar! Vaziyet bu iken bu Ermeni aşkı ve kardeşliği nereden çıktı?!</p>
<p>Ermenistan, topraklarımız üzerindeki hak iddialarından, soykırım yalanlarından, Anayasal hükümlerinden vaz mı geçti!? Anayasal bir değişiklik mi yaptı?! Hayır…</p>
<p>Ermenilerin Karabağ işgalinde, Anayasa’larındaki yalan, mütecaviz ve düşmanca doktrinlerinde bir değişiklik yoksa; AKP hükümetindeki bu “açılım aşkı” neyin nesi?!</p>
<p>Bu sürpriz Ermeni sevdası nereden icap etti?!</p>
<p>Bugüne kadar “tek millet iki devlet” diye seslendirilen Türkiye–Azerbaycan kardeşliğini bile sollayan, hatta sıfırlayan bu Ermeni aşkı nasıl zuhur etti?!</p>
<p>Bu aşkı, Obama mı deşti?!</p>
<p>Hem Türk milleti, hem de Azerbaycan halkı, bu olan bitenlerden ders çıkartmalı, akıllarını başlarına devşirmelidirler… Hatta AKP hükümetine öyle bir demokratik ve diplomatik şamar sarmalılar ki, bir daha böylesi “aşk oyunları”na gelmesinler!</p>
<p>Açılım furyasında iş dönüp dolaşıyor, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş beyin dediğine geliyor.<br />
Türk milleti de, Azerbaycan da bu bilge insanın, bu basiretli devlet ve siyaset adamının ortaya koyduğu gerçeklere kulak asmalıdır! Aksi halde çok oyunlara getirilirler! Ne demişti, Prof. Dr. Baş, yıllar önce ve bugünlerde…</p>
<p>100–150 sene önce Hicaz bölgesinde Osmanlı’ya karşı oynanan oyun, bugün, Güneydoğumuzda, Doğumuzda oynanıyor. Bu oyunun arka planında, Ermenilerin “Büyük Ermenistan” ve Yahudilerin “Arz–ı Mev’ud” inançları ve idealleri yatıyor! İngiltere ve ABD’nin baş çektiği Haçlı dünyasının Şark projesi ve Sevr ve BOP projesinde asıl hedef, bu idealler ekseninde, 100 yıl önce Osmanlı’nın parçalandığı gibi, bugün Türkiye’nin parçalanmasıdır. Asıl hedef Türkiye’dir.</p>
<p>Kürt açılımı kılıfıyla tezgahlanan oyun da, Büyük Ermenistan açılımıdır; bunun da mazisi 1878’li yıllara, Ermeni asıllı Şerif Paşa’nin Kürt delegasyonu başkanı olarak güya Kürdistan haritalarıyla Paris konferanslarında dolandığı günlere uzanır. O dönemde Kürt kardeşlerimiz, bu Ermeni asılı Osmanlı Paşa’sını ellerinin tersleriyle ittiler; Kürt kılıfı altında Ermeni oyununu tezgahlamasına fırsat vermediler. O zaman da, bugün de, Kürt kılıfıyla tezgahlanmak istenen oyun Büyük Ermenistan oyunudur. Bugün de, Kürt açılımı sürecine paralel ve ondan daha hızlı ve somut biçimde Ermeni açılımının başlatılmasının perde arkası bu gerçekler olsa gerektir!</p>
<p>Türk milleti ve özellikle Kürt kardeşlerimiz bu gerçekleri görmelidir! Kürt kardeşlerimiz, dün Şerif Paşa’ya yaptıkları gibi, bugün de bu Ermeni sevdalısı Amerikan ve İngiliz tezgahtarlarını ellerinin tersleriyle itmeli, oyunu bozmalıdırlar! Oyun bozulursa, AKP hükümetinin sürpriz Ermeni aşkının kaynağını öğrenmek de kolay olur!</p>
<p style="text-align: right;">Mehmet Emin KOÇ</p>
<p style="text-align: right;"><img class="alignnone size-full wp-image-38" title="m-emin-koc" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/m-emin-koc.jpg" alt="m-emin-koc" width="349" height="228" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/akp-hukumetinin-ermeni-aski.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bravo Prof. Dr. Server TANİLLİ</title>
		<link>http://hakanarik.com/bravo-prof-dr-server-tanilli.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/bravo-prof-dr-server-tanilli.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2009 05:54:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizin içinde bulunduğu duruma çözüm getirebilecek tek parti olan Bağımsız Türkiye Partisi ve Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar BAŞ olduğunu diğer yazılarımda sizlere anlatmaya çalışmıştım. Özellikle aydın kesimden tüm dünyadaki iktisat profesörlerini şaşırtan ve iktisat litarütürüne Haydarizm diye geçen Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet Projelerine destek gelmemesi de beni oldukça üzüyordu. Hukuk profesörü ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı olan Prof. Dr. Server Tanilli 10 Nisan 2009 Cuma günü Cumhuriyet Gazetesindeki yazısında çözümün meclisteki partilerin boyunu aştığını, CHP'nin de içinde bulunduğumuz durua her hangi bir çözüm getiremiyeceğini ve çözüm partisinin Bağımsız Türkiye Partisi olduğunu vurgulamıştır. Kendisine ülkemin parlak ve çağdaş geleceği adına teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-30 alignleft" style="margin: 6px;" title="server-tanilli" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/server-tanilli.jpg" alt="server-tanilli" width="180" height="130" />Ülkemizin içinde bulunduğu duruma çözüm getirebilecek tek parti olan <a title="Bağımsız Türkiye Partisi" href="http://www.btp.org.tr/">Bağımsız Türkiye Partisi</a> ve Genel Başkanı <a onclick="trackclick(this)" href="http://www.haydarbas.com/" target="_blank">Prof. Dr. Haydar BAŞ</a> olduğunu diğer yazılarımda sizlere anlatmaya çalışmıştım. Özellikle aydın kesimden tüm dünyadaki iktisat profesörlerini şaşırtan ve iktisat litarütürüne <a title="Haydarizm" href="http://www.haydarizm.com/">Haydarizm</a> diye geçen <a title="Milli Ekonomi Modeli" href="http://www.milliekonomimodeli.com/">Milli Ekonomi Modeli</a> ve Sosyal Devlet Milli Devlet Projelerine destek gelmemesi de beni oldukça üzüyordu. Hukuk profesörü ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı olan <a title="Prof. Dr. Server Tanilli" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Server_Tanilli" target="_blank">Prof. Dr. Server Tanilli</a> 10 Nisan 2009 Cuma günü Cumhuriyet Gazetesindeki yazısında çözümün meclisteki partilerin boyunu aştığını, CHP&#8217;nin de içinde bulunduğumuz durua her hangi bir çözüm getiremiyeceğini ve çözüm partisinin Bağımsız Türkiye Partisi olduğunu vurgulamıştır. Kendisine ülkemin parlak ve çağdaş geleceği adına teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Önce Server Tanilli kimdi kısaca bir gözatalım:</p>
<h5>Server Tanilli Kimdir?</h5>
<p>Server Tanilli (Doğumu: 1931), Türk yazar , anayasa hukuku profesörü.</p>
<p>1980&#8242;den önce Türkiye&#8217;de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nde ders veriyordu. 7 Nisan 1978 günü terör ortamında silahlı saldırıya uğrayıp, belden aşağısı tutmaz oldu. Fransa&#8217;ya gidip uzun yıllar Strazburg Üniversitesi&#8217;nde çalıştı.2000 yılında yurda dönüş yaptı ve Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde köşe yazıları yayımlanıyor.</p>
<p>1980 sonrasında düşün ortamını ve özellikle de gençliği etkilemiş olan &#8220;Uygarlık Tarihi&#8221;, &#8220;Devlet ve Demokrasi: Anayasa Hukukuna Giriş&#8221; kitaplarını yazdı. &#8220;Uygarlık Tarihi&#8221; üniversitelerde ders kitabı olarak okutuldu. Diğer kitapları arasında şunlar sayılabilir: &#8220;Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz?&#8221;, &#8220;Yüzyılların Gerçeği ve Mirası&#8221; (6 cilt), &#8220;Candide ya da İyimserlik&#8221;, &#8220;Yaratıcı Aklın Sentezi: Felsefeye Giriş&#8221;, &#8220;Değişimin Diyalektiği ve Devrim&#8221;, &#8220;Dünyayı Değiştiren On Yıl&#8221;, &#8220;Fransız Devriminden Portreler&#8221;, &#8220;Anayasalar ve Siyasal Belgeler&#8221;, &#8220;Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz?&#8221;, &#8220;İslam Çağımıza Yanıt Verebilir Mi?&#8221;.</p>
<p>2006 Sertel Demokrasi Ödülü&#8217;ne layık görülmüştür.</p>
<h5>Haydarizm Nedir?</h5>
<p>İktisatçı olsun olmasın, herkesi ilgilendirdiği için kapitalizm ve sosyalizm kelimelerine aşağı yukarı herkes aşinadır. Yıllardır dünyayı yöneten ve süper güç olarak nitelendiren iki kutup ülkesi bu iki ekonomik sistemi hayata geçirerek güçlerine güç katmak istediler. Ancak sosyalizmin destekçisi olan Rusya son 20 yıldır yaşadıklarından dolayı oldukça zor duruma düştükten sonra kendisine çıkış yolu aramaya başlamış ve nihayet 2006 yılından itibaren iktisat ilmine kendini Haydarizm olarak kabul ettirmiş olan Milli Ekonomi Modeline geçmiştir. <strong><em><span style="font-family: times new roman,times; font-size: x-small;">Dünyadaki üç ekonomik akımdan birisi olan Haydarizm, ismini Prof. Dr. <a onclick="trackclick(this)" href="http://www.haydarbas.com/" target="_blank">Haydar Baş</a> &#8216;tan almaktadır.</span></em></strong></p>
<h5>Haydarizm Ne Kadar Biliniyor?</h5>
<p>Ülkemiz hariç tüm dünyada oldukça iyi bilinen bir iktisadi modeldir Haydarizm. Ülkemizin muassır medeniyetler seviyesine ulaşmasını istemeyen sözüm ona aydınlar ve medya kuruluşlarını bu modelden hiç bahsetmezken, dünyada 42 ülke, aralarında Rusya, Almanya, Amerika, Fransa, İngiltere&#8217;nin de bulunduğu ülkeler çok ciddi olarak bu modeli inceliyorlar. Hatta bazı bölümlerini kendi ülkelerinde uygulamaya başladılar. Son olarak kapitalizmin en büyük destekçisi Vatikan dahi, İtalya hükümetine yazdığı tavsiye mektubunda <em><strong>&#8220;Ev hanımlarına maaş verilmesi gerektiğini&#8221;</strong></em> belirtmiştir.</p>
<h5>Kısaca Haydarizm</h5>
<p>Detaylı bilgi almak isteyenler <a href="http://www.haydarizm.com/">http://www.haydarizm.com</a> adresini ziyaret edebilirler. Haydarizm nedir? diye bana soracak olursanız tek cümleyle; <span style="font-family: times new roman,times; font-size: small;"><em><strong>&#8220;İnsanlık tarihinin yaşabileceği en huzurlu dünya için anahtar&#8221;</strong></em></span> derim.</p>
<p>Prof. Dr. Server Tanilli&#8217;ye ait yazının gazete küpürünü okumak isteyenler aşağıdaki resime bakabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/bravo-prof-dr-server-tanilli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her vatandaşın cebine para koymak Prof. Dr. Haydar Baş&#8217;ın politikasıdır.</title>
		<link>http://hakanarik.com/her-vatandasin-cebine-para-koymak-prof-dr-haydar-basin-politikasidir.html</link>
		<comments>http://hakanarik.com/her-vatandasin-cebine-para-koymak-prof-dr-haydar-basin-politikasidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2008 03:33:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan ARIK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hakanarik.com/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Yeniçağ Gazetesi yazarlarından Arslan Bulut’un 6 Aralık 2008 tarihli ve “Her vatandaşın cebine para koymak kimin politikasıydı?” başlıklı yazısından bahsetmek istiyorum.

“Almanya’da Merkel hükümetinin koalisyon ortağı olan Sosyal Demokrat Parti’nin Genel Başkan yardımcısı Andrea Nahles, alışveriş yapmak şartıyla yetişkin olan her Alman vatandaşının cebine 500 euro para konulmasını önerdi. “ paragrafı ile başlanmış yazıya. Sanırım bu yazının yazılmasında da bu önerinin oldukça büyük bir payı var. Devam eden bölümünde Obama’nın Bush’a yapmış olduğu gönderme – Bu projeleri Milli Ekonomi Modeli’den apardın. Bu projeler senin değil!- şeklinde atfına da yer verilmiş.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><img class="alignleft size-full wp-image-32" style="margin: 8px;" title="Haydar-Bas-1" src="/wp-content/themes/comfy/thumbs/Haydar-Bas-1.jpg" alt="Haydar-Bas-1" width="180" height="130" />Yeniçağ Gazetesi yazarlarından Arslan Bulut’un 6 Aralık 2008 tarihli ve <em>“<a href="http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=6245" target="_blank">Her vatandaşın cebine para koymak kimin politikasıydı</a>?”</em> başlıklı yazısından bahsetmek istiyorum.</p>
<p class="MsoNormal">“Almanya’da Merkel hükümetinin koalisyon ortağı olan Sosyal Demokrat Parti’nin Genel Başkan yardımcısı Andrea Nahles, alışveriş yapmak şartıyla yetişkin olan her Alman vatandaşının cebine 500 euro para konulmasını önerdi. “ paragrafı ile başlanmış yazıya. Sanırım bu yazının yazılmasında da bu önerinin oldukça büyük bir payı var. Devam eden bölümünde Obama’nın Bush’a yapmış olduğu gönderme – Bu projeleri <a href="http://www.milliekonomimodeli.com/" target="_blank">Milli Ekonomi Modeli</a>’den apardın. Bu projeler senin değil!- şeklinde atfına da yer verilmiş.</p>
<p class="MsoNormal">Buraya kadar her şey normal gözüküyor. İlk bakışta geç de olsa bir gazetecinin Dünyayı sarsan <a href="http://www.haydarbaskimdir.com/" target="_blank">Prof. Dr. Haydar Baş</a>&#8216;a ait Milli Ekonomi Modeli’nin farkına vardığını görüyoruz. İnanın bu beni çok memnun etti.</p>
<p class="MsoNormal">Ancak sayın Bulut’un yazısının devamında kullandığı cümleyi anlamakta zorluk çektim. Cümlede: <em>“Tamam, bütün bu politikaları Keynes 1929’da İngiltere’ye önermiş, Almanya uygulamış ve başarmıştı ama dünyanın gündemine yeniden getiren Haydar Baş oldu.”</em> deniyordu. <span> </span>Acaba yanlış mı okudum diye bir ara tereddüde bile düştüm.</p>
<p class="MsoNormal">Sayın Bulut, yazmış olduğu bu yazısındaki politikaların hepsinin Keynes tarafından İngiltere hükümetine önerildiğini daha sonda da Almanya’da bu politikaların uygulandığını yazmış. Sanırım Sayın Bulut, Milli Ekonomi Modeli’ni okumamış ve de içeriği hakkında tam bir bilgi sahibi değil. Bu yazıyı okuyanlar ve de Sayın Bulut için tavsiyem, “Lütfen Milli Ekonomi Modeli”ni detaylıca okuyunuz. Göreceksiniz ki bırakın Keynes’i hiçbir iktisatçı bu şaheserde yer alan projelerden bahsetmemiştir. Üstelik bu sözleri ifade edenler Dünyaca ünlü iktisat profesörleridir.</p>
<p class="MsoNormal">Prof. Dr. Haydar Baş, bu projelerin baş mimarıdır. Yani ilk defa dile getiren ve de nasıl uygulanacağını anlatan, ayakları yere basan tezlerle ifade etmektedir. Şu konu net olarak anlaşılmalıdır ki, Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan tüm projeler Sayın BAŞ’a aittir. Ne Keynes, ne de başka bir iktisatçı bırakın bu projeleri bir ülkeye önermelerini, dile bile getirmemiştir.</p>
<p class="MsoNormal">Bugün Sayın BAŞ’ın eserinin Dünyaca krizden tek çıkış yolu olarak görülmesinin hemen akabinde, “şu daha önce bunu yaptı”, “bu daha önce söyledi” gibi çıkan yeni söylentilerin hiçbir tutar yanı, aslı, astarı yoktur. Sayın Bulut’a bu konunun üzerinde durmasını şiddetle tavsiye ediyor, son cümle olarak Keynes ve onun gibi düşünenlerin 1970 yılında iflas ettiğini hatırlatmak istiyorum. “Keynes’in düşünceleri ayakları yere basan bir proje olmadığı içindir ki 1970&#8242;lerde stagflasyon (durgunluk içinde görülen enflasyon) yaşanması sonucu Keynes&#8217;in talep yönlü politikaları yetersiz kalmıştır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hakanarik.com/her-vatandasin-cebine-para-koymak-prof-dr-haydar-basin-politikasidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
